George Bush Ankara'da

     


                                               

              

1991 yılının huzurlu bir Temmuz sabahı erken saatlerde Ankara Maltepe’deki öğrenci evimden çıkarak Anıtkabir’e doğru yöneldim. Yaklaşık beş dakika içerisinde mozolenin görkemli manzarasını soluma alarak Gençlik Caddesi üzerinden Anıttepe’ye doğru yürüyordum. Ankara bozkırın ortasında kurulmuş olmasına rağmen ağaçlıklı, yeşil bir şehirdi. Hafif sabah esintisi Gençlik Caddesi’nin her iki yakasını süsleyen ağaçlardan tatlı kokular taşıyor, insanı ferahlatıyordu.
Anıtkabir’in Gençlik Caddesi’ne açılan kapısına geldiğimde beklediğim kalabalıkla karşılaştım. Umduğumdan daha az sayıda insan vardı ama cumartesi sabahının tenhalığının hakim olduğu diğer sokaklar dikkate alındığında hatırı sayılır sayıda Ankaralı birikmişti Anıtkabir’in girişinde.
Kalabalık hali vakti yerinde genç çiftlerden, benim gibi meraklı öğrencilerden ve emeklilerden oluşuyordu. Hep birlikte Amerika Birleşik devletlerinin başkanını bekliyorduk. 1950’li yıllardan beri ilk kez bir Amerikan başkanı ülkemizi ziyaret ediyordu ve bu tüm Türkiye için önemli bir olay olarak görülüyordu.
Irak’ın Kuveyt’i işgali sonrası gerçekleşen Birinci Körfez Savaşı ve Çöl Fırtınası Operasyonu son bir yıldır Amerika’yı ve başkan George Bush’u televizyonda neredeyse birinci gündem maddesi yapmıştı. Hükümetlerin karşılıklı yakınlığı, soğuk savaşın hemen sonrası Amerikan’ın dünya siyasetindeki duruşu ve Körfez Krizi dolayısıyla yoğunlaşan propaganda faaliyeti, ülkemizde de Amerika’ya karşı olan sempatiyi ve ilgiyi arttırmıştı. Tüm bu sebeplerden dolayı merakla bekliyorduk George Bush’u.
Çevrede güvenliği temin eden polislerin telsiz trafiğindeki yoğunlaşmadan ve telaşlı hareketlerinden vaktin yaklaşmaya başladığını tahmin ediyordum. Gözle görülür çok büyük bir güvenlik faaliyeti yoktu. Herhangi bir üst araması yapılmamıştı. Sadece resmi üniformalı polisler bekleyenleri kaldırımlarda durmaları için uyarıyordu ve kaldırımdan taşanlar da arka sıradakileri sırtlarıyla iterek hizaya girmeye çalışıyordu. Ben biraz şanslıydım çünkü yanımdaki kişi zincirden yapılmış tasmasıyla tuttuğu kocaman bir kangal köpeğiyle sırada bekliyordu. Gerçi köpek sakindi, ama onun görenler bizim tarafta pek yoğunluk yapmıyordu.
Birkaç dakika içinde Cumhurbaşkanlığı koruma görevlilerinin ve Amerikalı ajanların araçları ve bizim özel time ait içi otomatik silahlı görevlilerle dolu bir cip hızla önümüzden geçip Anıtkabir’e girdiler. Onları daha önce hiç görmediğim büyüklükte bir ambulans takip etti ve arkasından gösterişli bir Cadillac belirdi. Sonunda beklenen an gelmişti, arka koltukta tek başına oturan Bush gülümseyerek el sallıyordu. Cadillac süratle yoluna devam ederken kalabalığın içinden “O değil! O değil!” sesleri yükseldi. “Dublörü O!” diyordu birkaç kişi. Gerçekten birkaç saniye sonra önünde Cumhurbaşkanlığı Forsu olan büyük siyah bir Mercedes belirdi. Araç eski bir modeldi, ancak çok oturaklı ve klasik bir görünümü vardı. Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve Başkan George Bush yan yana oturuyorlardı. Özal kalabalığı görünce çok mutlu oldu, sempatik gülümsemesiyle sağ elinin işaret parmağıyla bizleri işaret etti. Bush da memnun bir ifadeyle el sallayarak bekleyenleri selamladı. Her ikisi de Anıtkabir’e doğru gözden kayboldular.
Herkes gibi ben de çok memnun olmuştum. Tüm dünyayı idare eden insanı gözlerimle görmüştüm. Hemen Anıtkabir’in Akdeniz Caddesi’ndeki kapısına doğru hızlı adımlarla yürümeye başladım. Özal ve Bush’un o kapıdan çıkarak Çankaya Köşkü’ne gideceklerini tahmin ediyordum ve Amerikan Başkanı’nı tekrar görmek umuduyla hızla yol alıyordum. Akdeniz caddesine ulaştığımda yanılmadığımı gördüm fakat geç kalmıştım. Araçlar yaklaşık üç yüz metre ilerimde kapıdan çıkıp yollarına devam ettiler.

Volkan Gönenç
Temmuz 2012
İstanbul
Bu yazı ve içeriğinde yer alan fotoğraf K. Volkan Gönenç'e (Yazar) ait olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. Bu hakları ihlal eden kişiler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan hukuki ve cezai yaptırımlara tabi olurlar. Yazardan yazılı izin alınmadan kısmen veya tamamen herhangi bir vasıtayla basılamaz, kopyalanamaz, ancak yazarın adını ve web sitesini kaynak göstermek kaydıyla özetleme ve kısmi alıntı yapılabilir.

Yorumlar