DİNAMİT
"Hadi, yakalasana!"
Celal de arkadan galeyana getiriyordu:
"Koş, Koş!"
1979 yılının Ramazan ayı olmalıydı, yaşlarımız 9-10 arasında değişiyordu. Üç arkadaş evlerimizin bulunduğu sahilde neşeyle oynuyorduk. Birden bir patlama sesi duyuldu. Kumsal boyunca yaklaşık 200 metre ilerimizde kayalık bir koy vardı. Ses oradan geliyordu.
Üç arkadaş sesin geldiği yöne doğru koştuk. Bir patlama sesi daha duyduk. Bu sefer ilerimizdeki denizin köpükten bir sütun gibi yükselip arkasından yağmur gibi damlalar halinde dağıldığını gördük. Su damlaları o kadar geniş bir alana yayılmıştı ki ufkumuzdaki güzelim Trabzon manzarası sanki bir tül perdesinin arkasında kalmış gibiydi. Damlacıkların denize düşerken tıslayarak çıkardıkları sesi duyabiliyorduk.
Üçümüz de olduğumuz yerde kalakalmıştık. Hareketsiz, önümüzde bambaşka bir hal almış denizi seyrediyorduk. Denizin altında parıltılar belirmeye başladı ve o parıltılar yavaşça su yüzeyine yaklaştı. Beyaz karınlarını gökyüzüne çevirmiş onlarca balık denizi kaplamıştı.
Hayret içinde önümüzde cereyan eden hadiseyi izliyorduk. Şaşkınlığımız geçince deniz kıyısında 2 adamın durduğunu fark ettik; elleriyle bizi yanlarına çağırıyorlardı.
Merak içindeydik. Çocuk olmanın verdiği vurdumduymazlıkla yanlarına gittik. Adamın elinde kahverengi mum gibi bir şey vardı. Diğer elinin parmakları arasında ise bir sigara tutuyordu. Sigarayı bana uzattı ve gülerek "çek haunu içine" dedi. Olan bitenden bir şey anlamamıştım. Benim yaşımdaki bir çocuktan neden sigara içmesini istiyorlardı ki?
Yine de cevap verdim: "Abi ben sigara içmiyorum ki!"
O sırada hemen arkamdaki Celal atıldı. "Abi ben içerim" diyerek sigarayı adamın elinden aldı.
Celal benden 2 yaş büyüktü. O yaşlarda 2 yıllık fark önemliydi. Büyük olduğu için sigara içmesi bana normal gelmişti.
Celal sigaranın dumanını içine çekerken diğer adam "kibrit bitti da, kibrit! diyordu anlamsızca.
Adam sigarayı Celal'den geri aldı. Ucundaki ateşini kontrol ettikten sonra elindeki kahverengi mumum fitiline tuttu. Fitil ince bir alevle yanıyordu.
Adam mumu tutan sağ kolunu havaya kaldırıp seri bir hareketle havada bir yarım daire çizdi ve kolu tam başının üzerinden geçerken elindekini denize doğru fırlattı. Biz de heyecanlı gözlerle kahverengi mumu havada uçarken izliyorduk. Bir an içinde denize düştü ve yine aynı patlama; deniz havaya kalkmıştı.
Yüzeye çıkan balıkları seyreden adam gülümsemeyle bize döndü:
"Uşaklar sağolun! Biz niyetliyiz, içemiyriz da!"
Volkan Gönenç
2-Ocak-2013
İstinye
Bu yazı ve içeriğinde yer alan fotoğraf K. Volkan Gönenç'e (Yazar) ait olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. Bu hakları ihlal eden kişiler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan hukuki ve cezai yaptırımlara tabi olurlar. Yazardan yazılı izin alınmadan kısmen veya tamamen herhangi bir vasıtayla basılamaz, kopyalanamaz, ancak yazarın adını ve web sitesini kaynak göstermek kaydıyla özetleme ve kısmi alıntı yapılabilir.


Yorumlar
Yorum Gönder