Fransa'dan Trabzon'a
Bu yazımda 1991 yılından beri tanıdığım Marianne ve İsmail Kılınç çiftinden bahsetmek istiyorum.
90’lı yılların başında Marianne Ankara’da Ziya Gökalp Caddesi’nde bulunan Charles De Gaule Fransız Lisesi’nde çalışıyor ve benim de devam ettiğim Fransız Kültür Merkezi’nde öğretmenlik yapıyordu. Kendisi ve eşi İsmail Bey’le (İso) bugünlere kadar devam eden dostluğumuz bu enstitüde karşılaşmamızla başladı. 30 yılı aşkın tanışıklığımız esnasında Fransa ve Türkiye arasında geçen yaşamları hakkında kendilerinden sizlerle de paylaşmak istediğim ilginç anekdotlar dinleme imkanı buldum.
İso 1967 yılında eğitim için burslu olarak Fransa’nın Caen şehrine giden bir genç. O yıllar dünyada öğrenciler arasında özgürlük rüzgarlarının estiği yıllar. Uzun saçlı gençler, hippiler, emperyalizm karşıtı gösteriler, zenci hakları savunucuları hep bu dönemde ortaya çıkan hareketler.
İso da içinde bulunduğu bu ortamdan etkilenmiş, öğrenciliğinde Mobylette marka bir mopedle Fransa’nın şatolarıyla ünlü Indre ve Loire bölgesini aç susuz gezmiş, geceleri yollarda yatmış. Fransa’daki Türk arkadaşları yaşadığı Caen şehrinin Fransızca okunuşundan dolayı espri olsun diye kendisini “Kanlı İsmail” olarak adlandırıyorlarmış.
İso’nun hayat arkadaşıyla karşılaşması da öğrencilik döneminde olmuş. Normandiyalı Marianne ile Niğdeli İso’nun yolları Caen Üniversitesi’nde kesişmiş. O günden bugüne çift mutlu bir yol arkadaşlığı yapmakta.
Fransa’nın Manş Denizi kıyısında başlayan bu yolculuk bir dönem ülkemizin Karadeniz kıyısına da uğramış. İso 1978 yılında Poitiers Üniversitesi’nde doktorasını tamamladıktan sonra askerlik görevini yapmak için Marianne ve Fransa’da doğan iki oğlunu da yanına alarak ailecek yurda dönmüş. 12 Eylül darbesi olduktan sonra ise aile 3. çocuklarının Fransa’da doğmasını arzu etmiş. Bu sebeple 1980 yılında hamile olan Marianne 2 çocuğuyla birlikte Fransa’nın Granville şehrine, İso ise öğretim görevlisi olarak Trabzon şehrine doğru yola koyulmuş.
Şubat 1981 yılında Trabzon İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde (TİTİA) göreve başlayan İso, böylece 11 yıl Fransa’da yaşadıktan sonra Türkiye’deki çalışma hayatına Trabzon’da adım atmış oluyordu. Hem de ne adım! İso ilk evini Trabzon’un meşhur mahallesi Faroz’da tutmuştu.
İso artık Manş Denizi yerine Faroz Limanı’ndan çoşkun dalgalı Karadeniz’i seyredecekti.
O yılın temmuz ayında Marianne’da yeni doğan bebeği ve iki oğluyla birlikte Fransa’dan Trabzon’a gelince tüm aile Faroz’da tekrar bir araya geldi.
Aile evde Fransızca, dışarıda da Türkçe konuşmayı bir aile geleneği olarak kabul ettiğinden, Marianne ve çocuklar kısa zamanda Türkçeyi öğrendiler. Böylece Fransa’da doğan çocuklar ilkokula Trabzon 24 Şubat İlkokulu’nda devam ederken lisan sorunu yaşamadılar.
Aile arada ziyaret için Trabzon’dan Fransa’ya gidip geliyordu. Bu seyahatlerde genellikle otobüs yolculuğunu tercih ediyorlardı. Ailenin 5 kişi olduğu düşünüldüğünde otobüs yolculuğunun uçağa göre çok daha hesaplı olduğu tahmin edilecektir. O yıllarda bu tür uluslararası seyahatleri gerçekleştiren Bosfor Turizm otobüs şirketi vardı. Yolculuk 3-4 gün sürüyor ve çok da maceralı geçiyordu. Henüz Avrupa’da sınırların kalkmadığı, ortak para biriminin olmadığı, “Demir Perde” ülkelerinin var olduğu bir coğrafyada Trabzon’dan, Fransa’ya kadar süren bir yolculuktu bu.
İso’nun Faroz’daki ikameti fazla uzun sürmedi. TİTİA sonradan Karadeniz Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari ilimler Fakültesi’ne bağlanınca İso ailesiyle Faroz’dan ayrılıp KTÜ lojmanlarına taşındı ve üniversitede Turizm, Para Politikası ve Türkiye Ekonomisi dersleri vermeye başladı.
Karadeniz Teknik Üniversitesi 70'li ve 80'li yıllarda başarılarıyla adından çok söz ettiren bir üniversiteydi. Şehrin dışında ufka kadar masmavi denizi tepeden gören çok güzel bir kampüsü, Türkiye'nin dört bir yanından gelen kıymetli hocaları vardı. Üniversite şehrin kültürel yapısını zenginleştirmekle kalmıyor futbolla ünlenmiş spor hayatını da çeşitlendiriyordu. Özellikle tenis sporu şehre KTÜ ile birlikte gelmişti ve bu dalda da Trabzonlu sporcular ülke çapında başarılar kazanmaktaydı.
İso’nun üniversitedeki hocalık hayatı gayet yoğun geçiyordu. Akademik çalışmalarının yanı sıra kültür-sanat aktivitelerinde de faaldi. Zaten Mayıs 1968’de Paris de başlayıp tüm dünyayı etkisi altına alan 68 Hareketi esnasında Fransa’da öğrenci olan bir kişinin sosyal olarak aktif olması da beklenen bir durumdu. Üniversitede öğrencilerin ders dışı etkinlikleri için açılmış olan Güzel Sanatlar Bölümü’nde görev almıştı. Onun döneminde Trabzon’a davet edilen Ankara Sanat Tiyatrosu çeşitli oyunlar sahnelemiş, Rahmi Saltuk, Arif Sağ, Timur Selçuk gibi ünlü isimler konserler vermişti.
O devir bir askeri yönetim devri olduğu için bu tür sosyal faaliyetler her ne kadar çok ilgi çekip Trabzon şehrinin kültür hayatını renklendirse de İso’nun yaşamında pek müspet sonuçlar doğurmadı. Bazı çevreler bu aktivitelerden rahatsız olmuştu. Üniversite ve kamu yöneticilerine kendisi hakkında isimsiz ihbar mektupları gönderiliyor, asılsız iddialarda bulunuluyordu. Bu durum beraberinde takipleri, polis sorgulamalarını ve en nihayetinde İso’nun akademik kariyerine müdahaleyi getirmişti.
Tüm bu olup bitenlerden sonra aile Trabzon’dan Ankara’ya taşınma kararı aldı. İso’nun Trabzon yılları Karadeniz gibi çalkantılı geçmişti. Tabi bu zor dönemde aile bölgenin doğal güzelliklerini tanıma ve hala devam eden bazı dostluklar kurma imkanı da bulmuştu.
İso Ankara’da kısa bir süre Fransız Büyükelçiliği’nde çalıştıktan sonra Türk-Fransız ortaklığındaki bir şirkette görev aldı. Marianne’da Ankara Fransız Kültür Merkezi’nde öğretmen olarak işe başlamıştı. Böylece Marianne ve İso Ankara’da çalışma hayatına devam ederken büyüyen çocuklar da eğitimleri için birer birer Fransa’ya dönüyordu.
Marianne ve İso da emekli olduktan sonra 2016 yılında Fransa’ya dönme kararı aldı. Marianne 1978’den beri Türkiye’deydi ve biraz da memleketinde yaşamak istemişti. Bu sebeple Marianne ve İso Toulouse kentine yakın Saint Gaudens'da bir daire satın alıp yaklaşık 40 sene sonra Fransa’ya geri döndüler. Şimdilerde Pirene dağlarının eteğindeki bu küçük kasabada mutlu bir şekilde yaşama devam ediyorlar. Paris’te yaşayan iki tane dünya güzeli torunları var.
Çift çevreci derneklerin sıfır çöp ve sıfır zirai tarım ilacı faaliyetlerine katılıyor, doğa yürüyüşleri yapıyor. İso çeşitli internet sitelerinde yazılar yazmakta. Pirene bölgesinin doğal güzelliklerinden aldığı ilhamla Fransızca şiirler de yazıyor. Ayrıca anılarını da Fransızca olarak kitap haline getirmiş. Yayımlanmasını ben de merakla bekliyorum.
Sizlere kısaca tanıtmaya çalıştığım dostlarım Marianne ve İso ile en son 2019 yılının Kasım ayında Paris’te görüştük. Çok sık gidip gelme imkanı olmasa da çok şükür haberleşme teknolojileri artık gelişti. Eskimeyen arkadaşlığımız devam etmekte…
Volkan Gönenç
28-Kasım-2022
Kadıköy
Bu yazı ve içeriğinde yer alan fotoğraf K. Volkan Gönenç'e (Yazar) ait olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. Bu hakları ihlal eden kişiler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan hukuki ve cezai yaptırımlara tabi olurlar. Yazardan yazılı izin alınmadan kısmen veya tamamen herhangi bir vasıtayla basılamaz, kopyalanamaz, ancak yazarın adını ve web sitesini kaynak göstermek kaydıyla özetleme ve kısmi alıntı yapılabilir.

Yorumlar
Yorum Gönder