İşçi Servisi

                                          

Paydos düdüğü çaldığı anda tüm işçiler o an ellerinde ne varsa bıraktılar ve hızla soyunma odalarına doğru yola koyuldular. Bir gün daha görevlerini yapıp yevmiyelerini hak ettikleri için mutluydular.
Soyunma odasının ekşimiş, ter kokularıyla ağırlaşmış havasında şakalar, nükteler havada uçuşuyor, kirli tulumlar çamaşırhane sepetlerine atılıyordu. Onlarca işçi birazdan başlayacak gerçek hayatlarından sanki bir an bile kaybetmek istemezcesine süratle hareket ediyor, bahçede bekleyen ve kendilerini fabrikadan çıkarıp köylerine, mahallelerine götürecek servislerine doluşuyorlardı. Yüzlerinde günün geri kalanında artık kendileri için yaşayacakları 16 uzun saate sahip olmanın mutluluğu okunuyordu. Kimi evinde istirahat edecek, kimi de Ege'nin verimli topraklarındaki bağlarında çalışmaya devam edecekti.
İş yerindeki bu son dakikalarda derin hayal kırıklığı yaşayanlar da olurdu. Paydos sonrası bazı günler fabrikanın giriş kapısının arkasında birkaç kişi, bahçedeki dış kapıya doğru hüzünlü gözlerle boş boş bakarlardı. Onlar servislere doluşan arkadaşlarına katılamazlardı, çünkü bir sonraki vardiyada görevlerini devredecekleri işçi arkadaşları o gün işe gelmemiş olurdu. Bu durumda fabrika bırakılıp gidilemezdi. Üretim aksamadan devam etmeliydi. Bekleyen işçiler, kimsenin gelmediğini görünce küfrede küfrede soyunma odalarına geri döner ve sekiz saat daha çalışmak üzere tulumlarını giyerlerdi. İşin tesellisi ise gelmeyenlerin ileride kendilerinin bir vardiyasında çalışacak olmaları ve böylece daha uzun bir izin yapacak olmalarıydı.
Servisler yolculuk boyunca komedi tiyatrosu gibi olurdu. İşçilerin hepsi arkadaştı ve birbirlerine karşı çok rahattılar. Hele yolcular arasında kadın yoksa o zaman tam bir şenlik yaşanır, belden aşağı esprilerden geçilmezdi:
"Len, niye patladı o dudağın senin? Yenge gece topukladı mı yoksa?"
"Sen biliyon benim kime patlatcemi şimdi ya, susuyom işte."
Servis kasabanın mahallelerini, köylerini dolaşır, işçiler birer birer ertesi gün görüşmek üzere vedalaşırlardı.
"Hayırlı istirahatler, çok yorman akşam kendinizi emi!"
"Sana da eyi istirahatler. Hade acele et, suyu ısıtmıştır seninkisi şimdi, soğumadan yetişiver gari!"

Volkan Gönenç
Ağustos 2012
Bu yazı K. Volkan Gönenç'e (Yazar) ait olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. Bu hakları ihlal eden kişiler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan hukuki ve cezai yaptırımlara tabi olurlar. Yazardan yazılı izin alınmadan kısmen veya tamamen herhangi bir vasıtayla basılamaz, kopyalanamaz, ancak yazarın adını ve web sitesini kaynak göstermek kaydıyla özetleme ve kısmi alıntı yapılabilir.

Yorumlar

Popüler Yayınlar