Mutluluk

 


                                                                    

Daha evvel de görmüştüm Kurbağalı Dereye doğru giderken Fenerbahçe Stadı'nın karşısında kaldırıma serdiği tezgahın başında oturan saçı sakalı karışmış bu yaşlı adamı. Beyaz bir patiskayla örtülü tahta kasaların üstü hep rengarenk bilekliklerle dolu olurdu.
Bu takıları ilk gördüğümde çok basit, para verip alınacak şeyler değil diye düşünmüştüm, bu karşılaşmamızda da aynı düşüncemi koruyordum. İlgimi çeken şeyler değildi bu sakil süsler. O sebeple dikkatimi tezgaha değil de tezgahın arkasındaki kaldırıma oturmuş yaşlı adama yönelttim. Soğuk bahar esintisine aldırmadan yüzündeki tebessümle ve feri sönmüş gözlerindeki dikkatle elindeki misinayı renkli boncuklara geçirmeye çalışıyordu.
Yaşlı adamın kılık kıyafetindeki yoksulluğa, saçının dağınıklığına ve tüm bitkinliğine rağmen yüzündeki mutluluğun parlaklığını fotoğraflayabilmek için bir fotoğraf makinesi yetersiz kalırdı. Ancak bir ressam veya şair olmak lazımdı bu fevkalade hazzı tarif edebilmek için.
Misina her bir boncuğa ayrı ayrı geçerken gözünün aldığı yumuşaklık, tütün içmekten sararmış pos bıyıklarının altında gizli dudaklarının büzüşmesi, dikkatini yoğunlaştırırken ahenkle öne doğru eğilip sonra doğrulması yaşlı adamın mutluluğunu ifade eden gözle görülen detaylardı. Bir de görülmeyip hissedilen unsurlar vardı ki onlar bakanın gönlüne işliyordu.
Yaşlı adamın kalbi her attığında evrene mutluluk ve saflık salıyordu. Beyni çevresinden nasıl bir etki alırsa alsın sadece dinginlik ve esenlikle cevap veriyordu. Soğuk kaldırım taşında otururken yanında durduğumu ve kendisini izlediğimi fark etmedi, çünkü çok meşguldü. Cebinde belki beş parası yoktu, ama çok kıymetli bir görevi vardı: Boncuk boncuk evrendeki iyiliği inşa ediyordu. Yanı başında durduğum o kısacık sürede bana bir parça mutluluk verme cömertliğini gösterdi. Çok teşekkür ederim.
Volkan Gönenç
23-Nisan-2015
Kızıltoprak
Bu yazı K. Volkan Gönenç'e (Yazar) ait olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. Bu hakları ihlal eden kişiler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan hukuki ve cezai yaptırımlara tabi olurlar. Yazardan yazılı izin alınmadan kısmen veya tamamen herhangi bir vasıtayla basılamaz, kopyalanamaz, ancak yazarın adını ve web sitesini kaynak göstermek kaydıyla özetleme ve kısmi alıntı yapılabilir.

Yorumlar

Popüler Yayınlar