Sıkıntı

                                                                        

Bu satırları okuyan sevgili dostum, sen hiç gözlerinle Sıkıntıyı gördün mü? Öyle içinin ezilmesini hissetmenden, dertli olduğun bir halini gözünün önüne getirmenden bahsetmiyorum. Basbayağı Sıkıntıyı maddi olarak, üç boyutlu görmenden bahsediyorum.
Ah sevgili dostum bilsen ben ne çok görür oldum Sıkıntıyı! Tanıştırayım seni de:
Uçakla İstanbul'a gelirken inişten önce gökyüzünden şehri izlemişsindir. Ben bu aralar çok yolculuk yapar oldum, o sebeple fazlaca gözlüyorum. Gece gündüz fark etmez, şehrin üzerinde ya güneş ışıklarıyla ya da şehrin ışıklarıyla bakır rengine dönmüş bir tabaka görürsün ya işte Sıkıntı o!
Demirden, bakırdan daha ağır bir tabakadır o. Adı Sıkıntıdır çünkü 12 milyon insanın hayat endişesiyle ciğerinden çıkan dertli nefesinden oluşur, egzoz gazıyla, baca dumanıyla daha da kararır. Öyle yoğundur ki altında başka pislikleri de örter.
Biraz daha iyi yaşamak için en yakınının gözünün yaşına bakmayanlar bu tabakanın altında gizlenirler. Ticareti iş yapmak değil de, karşısındakinin cebinden para aşırmak olarak görenler, keyiflerine göre erteledikleri borçlarını o günün karı sayıp yiyenler, çevrelerine ve her türlü canlıya karşı hoyratça davrananlar hep bu isin içinde kendilerini saklarlar. Kararmış ruhlarla beslenir bu pis tabakaya adını veren Sıkıntı.
Bu tabaka o kadar güçlüdür ki uçak bile onu delip hemen alana inemez. Kim bilir etrafında kaç tur atması gerekir onu ikna etmesi için. İşte bu turlarda fark edersin kumsaldaki çakıl taşlarının bile aşağıdaki binalardan daha düzenli dizildiğini. Altındaki toprakta yeşilin kalmadığını görürsün. Bizim Sıkıntı toprağı bile kurutmuştur.
Uçak sonunda is tabakasını aşıp alana iner, ama yolculuğun bitmez. Şaşılacak bir şey değil, çünkü artık sıkıntının böğründesindir. Valizini beklersin, taksini beklersin, bir türlü varamazsın evine.
Kumar vakti de gelmiştir. Seçmek lazımdır birini; Tem'mi, E5'mi? İşte koca şehrin 2 atar damarı bunlardır. Onlar da Sıkıntıdan tıkalıdır, çok zor taşırlar seni evine.
Sevgili dostum, senin kütüphanende de eski İstanbul şiirleri, İstanbul romanları vardır. Zannımca artık İstanbul'da nefes almak için o kitaplarda yaşamak lazımdır. Aziz İstanbul'un nüfusu 12 milyonu aşmış ve Sıkıntıya teslim olmuştur.
Volkan Gönenç
16-Ağustos-2014
İstanbul
Bu yazı K. Volkan Gönenç'e (Yazar) ait olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. Bu hakları ihlal eden kişiler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan hukuki ve cezai yaptırımlara tabi olurlar. Yazardan yazılı izin alınmadan kısmen veya tamamen herhangi bir vasıtayla basılamaz, kopyalanamaz, ancak yazarın adını ve web sitesini kaynak göstermek kaydıyla özetleme ve kısmi alıntı yapılabilir.

Yorumlar

Popüler Yayınlar