Trabzon'da 10 Kasım

 


Bu sabah Atamızın vefatının 84. yıl dönümüydü. Kadıköy, Yoğurtçu Parkında sirenler eşliğinde aziz hatırasını saygıyla anarken her zaman olduğu gibi ilkokul günlerim aklıma geldi. Ayakta saygı duruşuna ilk defa 1976 yılında Trabzon, Cudibey İlkokulu 1-C sınıfında öğrenciyken katılmıştım ve takip eden 46 senedir aynı duygularla, aynı gün ve saatte Atamızı anmaya devam ediyorum.
Hem de yürekten anıyorum. Nasıl anmayayım ki!
Benim yaşamadığım tarihlerde büyük fedakarlıklarla gerçekleştirilen kurtuluş mücadelemizle ilgili aile büyüklerimin, okullardaki hocalarımın ve tarih kitaplarının anlattıklarını bir tarafa koyalım, yaşadığım 50 kusur yılda şahit olduğum olaylar dahi bugün bu saygı duruşunu binlerce kez icap ettiriyor. 1970'li yıllarda dünyayı ilk takip etmeye başladığımda gözümü çevremizdeki Filistin, Afganistan ve Lübnan işgalleriyle açtım. Bir 20 yıl böyle geçti, sonra bir 30 yıl da Bosna, Irak, Libya, Suriye ve Ukrayna işgalleriyle geçti. İşte size yarım asırlık bir trajedi. Yaşayarak gördüm ki vatanı olmayanların hiç bir şeyleri olamıyor; malı, parası, namusu olamıyor, yaşamı olamıyor.
50 yıldır vatanları işgal edilen yakın çevremizdeki on milyonlarca insanın kadın, erkek, çocuk demeden katledildiğini, sürüldüğünü ve her türlü insanlık dışı muameleye kaldıklarını televizyonlarda izlerken, bizim vatanımız içinde bulunduğu güven ortamında nüfusu 40 milyondan, 80 milyonu aşan bir ülke haline geldi. Evet vatanımız varsa, her şeyimiz var.
İşte bu düşüncelerle vatanımızın emniyetini tesis eden cumhuriyetimizin kurucu liderinin her 10 Kasımda bu formatta anılmasının sembolik olarak çok kıymetli olduğunu düşünüyor ve vicdani bir borç olarak kabul ediyorum. Ayrıca bu törenlerin ilkokuldan itibaren disiplin içinde organize ediliyor olmasını da çok önemsiyorum, çünkü vatan sevgisinin küçük yaşta birlikte yapılan bu tür rutinlerle pekiştiğine inanıyorum.
Yazımın başında her 10 Kasımda ilkokul yıllarında yaptığımız törenleri hatırladığımı belirtmiştim. Yaşıtlarımın çok iyi anımsayacağı bu törenleri 1970'li yılların Trabzon'una giderek sizlerle paylaşmak isterim:
Anma töreninden önceki günlerde öğretmenimiz Fahrünnisa Hanım 10 Kasım'ın ne olduğunu bize anlayacağımız bir dille anlatır, saygı duruşunda 1 dakika boyunca hareketsiz kalmamızı tembihlerdi. Hatta şu cümlelerini çok iyi hatırlıyorum:
"Atatürk sizin için o kadar sıkıntıya katlandı, siz de 1 dakika boyunca sessiz olun, yüzünüze sinek gelse bile kıpırdamayın. Gözünüzü kapayın ve yaptığı savaşları düşünün."
Tüm arkadaşlar da birbirimizi yüreklendirerek öğretmenimizi içtenlikle tasdik ederdik.
"Evet arkadaşlar Atatürk o kadar savaşlar yaptı, biz de 1 dakika hareketsiz kalmaya dayanacağız."
Bunun dışında kimler hangi şiirleri okuyacak, 10 Kasım panosuna neler yazılacak gibi işlerin de görev dağılımı ve provaları önceden yapılırdı.
10 Kasım sabahı erkenden bahçemizin önüne yerleştirilen bir masa üstüne Atatürk'ümüzün büstü konur ve biz okula geldiğimizde bu büst rengarenk çiçeklerle bezenmiş halde hazır olurdu. Okul müdür yardımcımız İsmail Hakkı Bey bu işleri titizlikle organize ederdi.
İsmail Hakkı öğretmen yaşlıca, ama dinç, sarı saçlı, ince uzun boylu ve sarı bıyıklı çok otoriter bir öğretmenimizdi. Yaptığı organizasyonlarda her şey saat gibi işlerdi.
Biz öğrenciler de velilerimizin almış olduğu çiçekleri büstün bulunduğu masaya koyardık. Böylece unutulması mümkün olmayan güzellikte bir manzara ortaya çıkardı. Bu esnada okul müdürümüz ve aynı zamanda din kültürü ve ahlak bilgisi dersi öğretmenimiz Abdurrahman Bey de jilet gibi ütülenmiş lacivert çizgili takım elbisesiyle çiçek deryası içindeki Atatürk'ümüzün büstü yanı başında dimdik durur ve bizleri vakur gözlerle izlerdi.
Öğretmenimiz Fahrünnisa Hanım ve diğer tüm öğretmenlerimiz de bahçede olur ve bizleri tören için sıraya sokarlardı. İsimlerini hatırladıklarımı buraya yazmayı bir borç bilirim: Ülkü Öğretmen, Saadet Öğretmen, Seyhan Öğretmen, Selahattin Öğretmen, Güner Öğretmen, Şükran Öğretmen, Filiz Öğretmen, Melahat Öğretmen, Yunus Öğretmen ve görevlilerimiz "Nine" ve Gençağa. Hepsine şükranlarımı sunar, hayatta olanlara sağlık, vefat edenlere Allah'tan rahmet dilerim.
Saat tam dokuzu beş geçe tüm Trabzon'da sirenler çalar ve okulumuzun bayrağı İsmail Hakkı Öğretmen tarafından yarıya indirilirdi. O an öğretmenimizin dediği gibi hepimiz 1 dakika boyunca Atatürk'ü düşünürdük. Okul müdürümüz Abdurrahman Bey'in kolundaki saatine bakıp 1 dakikanın dolduğunu ciddi bir bakışla işaret etmesiyle daha önceden sınıfta provasını yaptığımız gibi hep beraber İstiklal Marşına başlardık.
Böylece anma töreninin ilk aşaması biter ve sıra şiirlerin okunmasına gelirdi. Ben de bir seferinde tüm okulun huzurunda bir gece önce evde babamla birlikte çalıştığım şiiri okumuştum. Unuturum diye şiirin yazılı bulunduğu kağıdı yanıma almıştım, ama hiç bakmadan okumayı başarmıştım.
O yıllardan 2 görüntü paylaşmak istiyorum. Yazımın ekinde şimdi yıkılmış olan Cudibey İlkokulu bahçesinde öğretmenim Fahrünnisa Korkusuz Hanımla beraber bir fotoğrafım ve Trabzon Meydan Parkı'ndaki Atatürk Heykeli önündeki bir fotoğrafım görülmekte.
Cudibey İlkokulundaki sınıf arkadaşlarıma gelince: Bugün hala bir whatsapp grubu üzerinden görüşüyor ve her sabah birbirimize günaydın diyoruz. Tıpkı eski günlerdeki gibi. Aramızdan vefat eden 3 arkadaşımız oldu. Allah rahmet eylesin. Kalanlarımız ise aynı enerjiyle ve aynı hatıraları yaşayarak 10 Kasımı ülkemizin dört bir köşesinde idrak etmeye devam ediyoruz.
Volkan Gönenç
10-Kasım-2022
Moda
Bu yazı ve içeriğinde yer alan fotoğraf K. Volkan Gönenç'e (Yazar) ait olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. Bu hakları ihlal eden kişiler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan hukuki ve cezai yaptırımlara tabi olurlar. Yazardan yazılı izin alınmadan kısmen veya tamamen herhangi bir vasıtayla basılamaz, kopyalanamaz, ancak yazarın adını ve web sitesini kaynak göstermek kaydıyla özetleme ve kısmi alıntı yapılabilir.

Yorumlar

Popüler Yayınlar