Yalancı

 


                                                                      

Cumartesi öğle vakti Çiçek Pasajı'nda tek başına bir masada oturmuş adam yüksek sesle konuşuyordu. Oturduğum yerden bakınca cep telefonunun kulaklıkları takılı olduğu için kendi kendine hırsla bağırıyormuş gibi görünüyordu. Otuz yaşlarında, açık tenli, bitirim birisiydi. Rahatsız edici bir enerji yayıyordu çevresine. Birasından büyük bir yudum alıp konuşmaya devam etti:
"Abla benim Hanım erkek doktorun yanında soyunamıyor. Ne olur sen de gel!"
...
"Evet alacağım seni evin önünden yarın 12'de.
...
"Soyunamıyor işte! yle terbiye görmüş kadın!"
...
"Tamam 12'de. Her türlü masrafını karşılayacağım. Sağ ol Ablam benim."
...
"Sinan'ıma da selam söyle."
Konuşmayı sonlandırdı. Birasından bir yudum daha aldıktan sonra sigarasını da yaktı. Bir nefes çektikten sonra yanından geçen garsona dönüp gülerek "Nasılsın?" dedi. Belli ki garson müşteriden haz etmemiş, yüzüne bile bakmadan "Sağ ol Canım" diyerek kestirip attı. Adam tekrar sarıldı telefonuna:
"Abi nasılsın?"
...
"Benim Abi, saygılarımı arz ederim."
...
"Abi ne yapayım, camiden çıktım şimdi. Çok şükür Abi, devam ediyoruz."
...
"Sağ ol Abi. Sesini duydum daha iyi oldum. Hürmetler Abim benim."
Genç adam telefonu kapattıktan sonra etrafını boş gözlerle süzmeye başladı. Hiç aldırmıyordu konuşmalarının duyulduğuna. Bir an aklına önemli bir şey gelmişçesine gözlerini sabitleyip tekrar elini telefonuna götürdü:
"...Partisi ... İlçe Başkanlığı mı?"
...
"Başkan Beyle görüşebilir miyim?"
...
"Öyle mi, ne zaman gelir?"
...
"Biz de ziyaret edecektik kendisini."
...
"Benim şahsi iş meselem. Siz kendisinin asistanı mısınız babacığım?"
...
"Sizi de rahatsız ettik. Allah rızası için siz de yardımcı olun, iş rica edecektik kendisinden. Ne zaman gelir?"
...
"Salı ve Cuma diyorsun. O zaman salı gelelim biz Abiciğim. Benim ismim H.., not alırsınız. Allah razı olsun sizden, benim iş başvurum için dersiniz."
...
"Sağ olun Babacığım."
Bu faslı da kapattıktan sonra bir sigara daha yaktı. Gözlerinde bir iş başarmanın verdiği mutluluk okunuyordu. Tekrar bastı telefonun tuşlarına:
"Alo Anne! Nasılsın?"
...
"Anneciğim konuştum ilçe başkanıyla, işin oldu dedi."
...
"Evet Anne, başlayacağım inşallah salı günü gidip."
...
"Sağ ol, dua et Anne oldu işim."
...
"Yok Anne menemen yapma!"
...
"Kurtulamadın şu öksürükten. Hadi Allaha ısmarladık."
Genç adam gittikçe daha fazla neşeleniyordu. Önündeki büyük bardaktan bir yudum daha alıp yine telefonuna döndü:
"Abim benim, nasılsın?"
..
"Hayırsız olur mu! Ben her zaman seni ararım Abim benim. Şimdi hastane sırasındayım, anneme numara alıyorum, o yüzden bakamadım."
...
"Ben o borcu ödeyeceğim Abi. Nasılsa işe girdim."
...
"Evet Abi, 3 ay biraz toparlanayım, sonra parça parça ödeyeceğim.
...
"Yengeyle aranız da benim yüzümden açılıyor biliyorum, ama ben şerefsiz değilim. Bakma Abi sen piyasada konuşuyorlar diye. Ben kaçacak adam değilim. Ödeyeceğim borcumu Abi."
...
"Sen de çıkışını almışsın diye duydum Abi. Tazminatı falan hepsini aldın mı?"
...
"Hayırlısı olsun. Abi hatırlarsın bir keresinde tazminatını alırsan yengeye hissettirmeden bana da bir parça vereceğini söylemiştin."
...
"Evet Abi sen lafının arkasında duran bir adamsın diye söylüyorum; Babam benim."
...
"Sağ ol Abim, işim oldu. Onu da öderim."
...
"Sen de Allaha emanet ol Abim benim."
Telefon bir kere daha kapandı. Genç adam bardakta kalan son birayı da tek seferde içip garsona seslendi:
"Abicim hesap!"

Volkan Gönenç
28-Ekim-2013
İstanbul

Bu yazı K. Volkan Gönenç'e (Yazar) ait olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. Bu hakları ihlal eden kişiler, 5846 sayılı Fikir ve Sanat eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan hukuki ve cezai yaptırımlara tabi olurlar. Yazardan yazılı izin alınmadan kısmen veya tamamen herhangi bir vasıtayla basılamaz, kopyalanamaz, ancak yazarın adını ve web sitesini kaynak göstermek kaydıyla özetleme ve kısmi alıntı yapılabilir.

Yorumlar

Popüler Yayınlar